31 Aralık 2007 Pazartesi

Bir yıl...


Bir yıl daha eskidi.
Bir yıl daha bir sürü şeyi götürdü, getirdi.
Bir yıl daha değiştik.
Bir yıl daha yeni sürprizleriyle geldi...

Peki nasıl geçti 2007?

Sinema ve müzik açısından oldukça bereketli bir seneydi benim için. Björk, Dolores O’Riordan ve Tori Amos peşpeşe yayınladıkları albümleriyle beni mest ederken, Little Children, Pan’s Labyrinth ve Little Miss Sunshine gibi filmler daha ilk dakikalarından itibaren beni esir aldı, favori filmlerim arasına hemen yerleşti.

Yine iş-güç ve koşuşturmaca hiç bitmedi. “Reklamcılıktan nefret eden reklamcı” moduna sık sık girildi, “deadline”lar iki ayağımızı bir pabuca sokmak için ellerinden geleni yaptılar, beyin “artık gerçekten bir mola” dedi.

Facebook çılgınlığı Türkiye’ye geldi, her ne kadar yavaş yavaş işler çığrından çıkmaya başladıysa da hala eski dostları görebilmek açısından keyifli.

Bu sene ne yazık ki aramızdan zamansız ayrılanlar oldu; amcam, Nimet Abla ve çok tanımasam da gencecik yaşta hayata gözlerini yumarak yüreğimizi acıtan Arda. Önceden de söylediğim gibi artık yoksunuz, ama hep varsınız; hepinizin çok daha iyi bir yerde olduğuna inanmak istiyorum.

Bu yıl hayatıma birçok arkadaş daha kattım. Hepiniz hoş geldiniz, ne iyi ettiniz.

Ve sen sevgili blog; bu sene seninle tanıştım. Uzun zamandır sayende yine birşeyler karalamaya başladım.

Şimdi bir sürü bilinmeyenle, yepyeni sürprizlere gebe bir yıl var önümüzde. 2008’in hep güzel sürprizler getirmesi dileğiyle...

Herkese mutlu seneler!!!

27 Aralık 2007 Perşembe

Moralmetre...

Sabahları eksilerde gezinen moralim, öğleye doğru artılara geçiyor; akşamları ise neredeyse düzeliyor. Arada sırada küçük gelgitler yaşansa da, o da kendi çapında bir düzen kurmuş ki bu aralar beni çok şaşırtmıyor.

Ama o sabahlar yok mu? Avrupa Yakası'nın Şahika'sı gibi bir "ahhhhhh" çekip, ağzıma geleni söylemek, herkese herşeye sövmek istiyorum.

Ama salon adamı çizgimden de kaymamam lazım değil mi?

19 Aralık 2007 Çarşamba

Mola...

Kabus gibi geçen son 1 ay,
Sürekli kafamı meşgul eden bilinmezlik öyküleri,
Hep sanılan son duraklar,
"Acaba"lar...

Hepsine kısa bir mola!
Hatta mümkünse kaldığımız yerden devam etmemek dileğiyle...

Herkese iyi tatiller, iyi bayramlar;
biraz evde olmalıyım...

17 Aralık 2007 Pazartesi

Soru...

Gitme zamanı mıdır şimdi? Bir şehri terketmek demek, bir hayatı geride bırakmak mıdır? Bilinmezlik böylesine ukala bir şekilde yayılmış, sırıtırken bana önümde; her hayal bir gerçek parçası mıdır yoksa kandırır mı beni hafiften hafiften? Hep bir düş için mi yaşayacağım bilinmezlik denklemlerinde; ya da bu süslü cümleler, aslında kafama "küt" diye vuran acı bir gerçeğin göz boyamaları mı?

Kimim ben? Hangi iklimde bulabilirim kendimi? Ne zaman değişecek herşey? Neden her şarkı benim için yazılmış hissediyorum bugün? Ruhum yerinde duramazken, bedenim neden bu kadar tembel? Yoksa ruhum mu asıl üşenen?

Bu sıkıcı melankoli birgün geçecek mi peki?

Kandırabilecek miyim kendimi...?

12 Aralık 2007 Çarşamba

No surprises...


A heart that's full up like a landfill,
a job that slowly kills you,
bruises that won't heal.
You look so tired-unhappy,
bring down the government,
they don't, they don't speak for us.
I'll take a quiet life,
a handshake of carbon monoxide,

with no alarms and no surprises,
no alarms and no surprises,
no alarms and no surprises,
no alarms and no surprises,
Silent silent.

This is my final fit,
my final bellyache,

with no alarms and no surprises,
no alarms and no surprises,
no alarms and no surprises please.

Such a pretty house
and such a pretty garden.

No alarms and no surprises,
get me outta here,
no alarms and no surprises,
get me outta here,
no alarms and no surprises,
please.



07 Aralık 2007 Cuma

Bir kelime...

Ölüm sadece 4 harfli bir kelime.
Ama çok güçlü, insanı saniyeler içerisinde yerle bir edecek nitelikte.
Ağzımıza asla almak istemeyeceğimiz bir kelime.
Duymak istemeyeceğimiz hiçbir şekilde.
Bizi çok üzen bir kelime.
Ama hayatın bir parçası gerçekte.

Amca, Nimet Abla ve Arda;
artık yoksunuz ama hep varsınız...

01 Aralık 2007 Cumartesi

Aralık...

Aralık bir kapıdan,
olan biteni görmeye çalışırken ki yaşanan
o arada kalmışlık.

Aylardan Aralık...