31 Mayıs 2007 Perşembe

Aklın Şarkılar Kısmı...

Duvarlar yosun kaplamış ve rengini belki de son kez haykırıyordu odaya. Ahşap sandalye tam ortada, geçen yılların sanki tek tanığı gibi duruyordu orada. Kirden kararmış pencereler, kolayca kandırabilirdi bir insanı henüz güneşin doğmadığına. Ve yalnızlık sürüp gidiyordu zamana aldırmadan tüm hızıyla.

Sonra o geldi. Biraz solgun, biraz sakin. Gözleri gece boyunca içtiği şarabın rengindeydi; kokusunu sanki içki şişesi ile değiş-tokuş etmişti. Saçları hala nasıl bu kadar gür ve canlı olabilirdi bunca acıdan, bunca karanlık günden sonra? Oysa ki kendi saç telleri her bir gözyaşı ile birlikte terk etmişti vücudunu...

Kıskandı.

Bir süre konuşmadan odanın içinde dolandılar. Önce kendi üstüne, sonra onun bir sokak serserisini andıran giysilerine baktı. Ne tezat ama? Hem de ironik. En azından geçmiş düşünüldüğünde...

Ağzını açacağını sandı. Kalbi yerinden fırlayacak gibi oldu. Tek bir kelime duyabilmek umuduyla gelmemiş miydi onu tekrar görmeye? Ama sadece esnedi. Yıkıldı. Onca yıldan sonra ilk kez buluştuklarında sadece esneyecek miydi ona karşı? Oysa o değil miydi onu çağıran yeniden görmek için?

Kırılmıştı.

Bir an terketmek geldi içinden odayı. Ama yapamazdı. Onu bir daha göremeyebilirdi. Hafızasında yer alan son fotoğrafını düşündü. Karşısında duran adama baktı. Artık o, o değildi. Göz göze gelmemişti henüz ki gözlerinden ne düşündüğünü okuyabilsindi. Ama kendi gözleri şimdiye kadar hiç yalan söylememişti.

Biliyordu.

Artık söylenecek belki de çok şey yoktu. Eski anıların küf kokan tortusundan başka hiçbir şey kalmamıştı o odada. Yıllar önce uğruna herşeyi feda edeceği adam bile bir başkasıydı artık. Dizleri nasıl titrerdi oysa ki eskiden. Her sabah uyandığında, onu yatağın diğer ucunda uyurken görmek, izlemek ve içini tamamen dolduran o... Fakat şimdi biliyor ama itiraf etmek istemiyordu.

Bitmişti.

Yanına yaklaştı tüm cesaretini toplayarak. Vücuduna hakim olmuş alkol ve kir kokularının arasından teninin kokusunu seçebildi. Küçük bir tebessüm, ruhunun bedenini terkettiğini düşündüren adama karşı. Peşinden gelen anlamsız belki de oldukça anlamlı bir rahatlama duygusu. Ve arkada bıraktığının sadece anılardan ibaret bir beden olduğunu bilerek kapıya doğru yöneliş...

Tek bir söz;

“Bitti.”

Gitti.

30 Mayıs 2007 Çarşamba

Kulübe...


İki çocuk hatırlıyorum bir kulübenin içerisinde,
Oyun oynuyorlar birlikte.

Bir oyun hatırlıyorum,
İki kişilik oynanan bir kulübe içerisinde.

Şimdi o çocuklar büyüdü.
Hala oynuyorlar belki kulübede...

28 Mayıs 2007 Pazartesi

A-B-Sea'lerde Yüzmek...



Kendime kelimelerden bir deniz yaptım;
adı A-B-Sea.

Bence bu denizin keyfini çıkarmalı,
O sulara hiç düşünmeden dalınmalı.

Tüm beden o "SU" ile buluşmalı...

25 Mayıs 2007 Cuma

Abartı...

Bütün insanlar abartır.
Abartmayan insan yoktur.

Biraz abarttım galiba...

23 Mayıs 2007 Çarşamba

ZZzz... (Vers. 2.0)

Günün hiç iş yapmak istememe hali. Öğle yemeği sonrası hazımsızlık sendromu. Birikmiş işler tortusu. Söz dinlemeyen göz kapaklarının haklı isyanı. Gereksiz düşünceler istilası.

Yine o sihirli kelime gelir akla...Tatil!

Cıp, cıp, cıp, cıp!

Yine...

22 Mayıs 2007 Salı

Yumuşak Karın...

Yumuşak karnıma dokunulduğunda hissederim. Çünkü sonra ya gider müzik dinlerim ya da yatar, uykunun kıyılarında sessizce gezinirim.

Sonra da hayaller başlar zaten;
  • "Orası"
  • "O"
  • "Başka bir ben"
  • "Diğerleri"
Çünkü her zaman bir "orası, o, başka bir ben ve diğerleri" var hayatımda!

İşte bu benim yumuşak karnım...

İyi seyirler!

19 Mayıs 2007 Cumartesi

19 Mayıs 2007...

18 Mayıs 2007 Cuma

Mutluluğun resmi...

Çekilebilir mi? Bakın çekmişler;



Başka benim kadar erik seven kim var aramızda?

I See Who You Are...


I see who you are
behind the skin and the muscles
I see who you are
and when you'll get older later

I will see the same girl
the same soul
lioness, fireheart
passionate lover

and afterwards
later this century
when you and I have
become corpses

let's celebrate now
all this flesh on our bones
let me push you
up against me
tightly
and enjoy every bit of you

I see who you are...




17 Mayıs 2007 Perşembe

Fotoğrafın Yeni "Gözde"leri... :)

Onur amatör olarak fotoğrafçılıkla uğraşıyor; hoş da kareler çekiyor. Modelleri de arkadaşlarım: Gözde & Gözde :)





www.onurturan.deviantart.com

Sunny, Very Sunny...

Öğle sıcağı... 32 derece. Mayıs'ta daha önce bu kadar sıcak olduğunu hiç hatırlamıyorum. Temmuz gibi kavrulmamız olası. Bu yaz güneş feci kavuracak bizi, buzullar bile ona dayanamazken...

Yazlıkları acilen çıkarmak gerek...

16 Mayıs 2007 Çarşamba

Little Mr. Sunshine

Güneş ensemde, ajanstaki odamın penceresinden beni yokluyor. Sırtımı ona dönük olduğu için ceza verircesine beni yakıyor. Ne kadar da küçükmüşüm meğer etrafımdaki ışık halkaları ile kıyaslandığımda.

O bahar neşesi yine canlanmaya başladı içimde. Herkese anlamsız tebessümler...

DeVotchka dinleyelim mi?

15 Mayıs 2007 Salı

Dull Flame of Desire...



I love your eyes, my dear!

Their splendid, sparkling fire.
When suddenly you raise them so
To cast a swift embracing glance.

Like lightning flashing in the sky,
But there's a charm that is greater still.
When my love's eyes are lowered,
When all is fired by passions kiss.

And through the downcast lashes,
I see the dull flame of desire...

14 Mayıs 2007 Pazartesi

Ayraç...

Yeni Hayat şöyle başlar; "Birgün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti..."

Ben de uzun zamandır böyle bir kitap arayışındayım; beni benden alacak, yemeği mikrodalgada unutturacak... :)

Sizin hayatınızı değiştiren bir kitabınız oldu mu hiç?
Tavsiyeleri olanlar bir karalasın!

Zil Çalınca...



Cumartesi günü okula gitmeyi kim sever? 8 sene önce mezun olup, Mezunlar Günü'nü dört gözle bekleyenler!!! Ben, Hacer, Burçak; Cihan ve Nuri ile anıları tazeledik; kahkahalar eşliğinde bol bol muhabbet ettik, geçmişe döndük. Öğretmenlerimizi gördük, daha da coştuk.

Sıralar boştu ama biz o sıralarda kimlerin oturduğunu çok iyi biliyorduk...

Bize emeği geçen herkese tekrar çok teşekkürler!!!





10 Mayıs 2007 Perşembe

ZZzz...

Öğle yemeğinden sonra ki o rehavet, hiç çalışmak istememe durumu, karıncalanmış bir beyin ve artık daha fazla açık kalamayacak 2 gözkapağı...

Aşağıdaki resim ne kadar güzel görünüyor değil mi?

Cumburlop!!!
Cıp, cıp, cıp...

Sweet Escape

Bir ara kaçmak lazım bu karasal iklimden, denizin ve güneşin kucağına. Kaş-Kalkan gezilmeli, o bilmem kaç dakikalık merdivenli inişe katlanılıp, kumun en güzel halinin üzerinde dansedilmeli, mavinin en güzel tonlarında yüzülmeli...

Ne kadar güzeldir Kaputaş Plajı şimdi...

09 Mayıs 2007 Çarşamba

The Wonder Years...

Bir dizi hatırlıyorum; başka hiçbir diziye benzemeyen...

"...growing up happens in a heartbeat
one day you're in a diapers, the next day you're gone
but the memories of childhood stay with you for the long haul
I remember a place...a town...a house
like a lot of houses...
a yard like a lot of other yards
on a street like a lot of other streets.

and the thing is; after all these years,

I still look back...

...with wonder."

"the wonder years", son bölümden...


Okula Dönüyoruz!

12 Mayıs'ta Burçak, Hacer ve ben üçlüsü TED'in Bahar Şenliği-Mezunlar Günü'ne gidiyor, geçmişi şımara şımara yad ediyoruz. Paris sokaklarını aşındıranlar, macera dolu Amerika'da yaşayanlar ya da Hollanda-Türkiye arası mekik dokuyanlar sakın üzülmesin; biz sizin yerinize sıralara oturur, cebimizde sınıfa Hamburger kaçırır, okul çıkışı Erdemir Caddesi'nden evlere doğru yürürüz.

Ne o? Yolumuzun üzerinde Hasan Kuru var diye mi kıskanıyorsunuz...?



11 FEN-A....Çok fena!!! :)

Mayıs'ın 2 Çiçeği...

Mayıs geldi...

Dolores ve Björk ile; tepemde koskocaman bir güneşle...

Kelimeler arasında boğulmak...Blog Blog Blog!

Deneme 1-2-4 olsun!

Yayındayız artık galiba...